Uzun Bir Aşk
12/3/2007 · Kategori: asktan
İki kelâm için aldım kalemi elime.
Onca yıldan sonra.
Aklıma gelenler ise;
Adadaki yaseminler arasında,
Savrulan saçların ve onca temiz aşkımız.
Oysa neler ve neler
Hayâl etmiştik seninle ikimiz...
Cibali'de az yokuşlu bir mahallede
Cumbalı bir evde,
Sürgülü açılan pencerenin önüne
Akşam sefaları dikecektik birlikte.
Yağmurdan küçük olan elleri ile,
Kızımız akşam sefalarının önünde
Kanaviçe işlemeyi öğrenecek.
Bizim o haylaz oğlan ise;
Mahalle takımında top oynayıp,
Pabuç eskitecek.
Zaman zaman bir sen, bir ben.
Asılacaktık kulağına haylazın,
Kayıkçının küreğe asıldığı gibi.
Sonra, sonra..,
Haliç'te akşam üstü omuzlarımda taşıyıp
Gönlünü alacaktım o haylaz oğlanın.
Rast gelirse bir pamuk helvacı ne alâ.
Bazı akşamlar ise, dönerken eve,
Balık pazarına mutlaka uğrayacak
Az balık, bir ufak rakı, limon ve roka
Senin için ise; bir şişe bira.
Oysa;
Ne sen benimle, ne ben seninle
Bir araya gelemedik.
Kahretsin...
Bin kez kahretsin
Kader denilen o zebaniye de
Babana da...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
bu yangın yerinde.....
12/3/2007 ·
Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek
Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak
Yalanla kirli havada
Güçlükle soluk alarak
Savunmak gerçeği, çoğu kez
Yalnızlığını bilerek
Korkağı, döneği, suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak
Toplanıyor ölü arkadaşlar
Her biri bir yerden gelerek
Kiminin boynunda ilmeği
Kimi kanını silerek
Kucaklıyor beni Metin Altıok
"Aldırma" diyor gülerek
"Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak"
Yorum (yok) Yorum yaz!
birgün seni sevdiğimi anlarsın
12/3/2007 · Kategori: asktan
Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
Bir gün seni sevdiğimi anlarsın
ALINTI ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
İSTİYORUM ONU
12/3/2007 · Kategori: top10
Derya'ya
Bir gece daha yaklaşırken bana inat edercesine,
Kapılırım O'nun beni büyüleyen güzelliğine,
Bilmiyorum! Ne tepki alırım şu onulmaz sevgime...
Bilmiyorum... Ama seviyorum...
Çağırsam seni yine bir akşam gelir misin?
Birlikte bu dünyanın bütün elemlerine güler miyiz seninle?
Başarabilir miyiz Güneş'i tutmayı?
Bakarsın yeniden yaratırız dünyayı...
Sen beni tanımıyorsun, ben de seni,
Tıpkı bir eski Türk Filmi gibi...
Görüp birbirimizdeki masum çehreyi,
Bulalım o zaman en gerçek sevgiyi...
Yıldızları yakalamak için çıkabildiğimiz kadar yukarılara çıkalım,
Göğün en tepesine, aşkın yeryüzüne indiği yere çıkalım...
Cesaretin var mı senin benimle gelmeye,
Aşkı bulmak için göğün en tepesini delmeye!..
Haydi, beklemek yakışmaz sevene,
En uzun mesafeler bir karış toprak gelir sevene...
Bakmayalım hiç geriye,
Gözlerimiz hep birbirimizde,
Boşver hep böyle olsun, tanımayalım birbirimizi,
Ama girelim her gece birbirimizin düşlerine...
Ne ben sana açılayım, ne sen bana,
Sadece birbirimizden güç alarak sarılalım şu ucuz hayata!..
Yaşayalım, birbirimizin hayaliyle yılmadan,
Hayatımız bir anlam kazanacak işte o zaman...
Adsız çeriler gibi anılmadan ölelim,
Nasıl olsa birbirimizin yüreğinde hep diriyiz ya!..
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
öfkem kendime baskasına değil
12/3/2007 · Kategori: top10
Öfkem kendime, başkasına değil
Hayatım bu durumdaysa
Suç anneminmi yani
Hayatım bana aitse
Suç bende değilde kimde
Bu şiiri yazarken bir sigara yaktıysam eğer
Suç babamın mı ki
Sigara tek dostum olmuşsa eğer
Bu suç kime ait
Bir şişe şarapta unutuyosam eğer herşeyi
Beni benden çıkarıyorsa eğer
O cam parçasının içindeki
Bu suç bana şarabı satan kişininmi
Öfkem kendime, başkasına değil
Hayatımı kendim bu hale getirdim
Korkup kaçtım anlatmaktan
Beni bu hale ben getirdim
Bu yüzdende suç benim
Onun için
Öfkem kendime, başkasına değil
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
12/3/2007 · Kategori: top10
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı"
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya'yla beraber bakıyorsun; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı! hayasızcasına,
Maske yırtılmasa halâ bize affetti o yüz...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Huda'nın ebedi serhaddi;
"O benim sun'-i bediim, onu çiğnetme" dedi.
Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Ka'be'yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
ALINTI MEHMET AKİF ERSOY
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
ACEMİ ŞAİR
12/3/2007 · Kategori: asktan
Sana olan sevdamı kökleştirirken ben, kalbimin derinliklerinde,
Sen yoksun!
Ve ben üçüncü tekil şahısım şu an.
Ama yine de bir mesajıma bile cevap vermeyen sen
Ömrünün sonuna kadar bu kalbin sevdalısı kalacaksın
Ne bira tadında, ne rakı, ne de votka...
Şiir tadında.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
SÜVARİ
12/3/2007 · Kategori: asktan
Şu bakır zirvelerin ardından
Bir süvârî geliyor kan rengi.
Başlıyor şimdi melûl akşamda
Son ışıklarla bulutlar cengi!
Bir bakır tasta alev şimdi havuz,
Suya saplandı kızıl mızraklar.
Açılıp kıvrılarak göklerde
Uçuyor parçalanan bayraklar!
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
oldugun yerde kal ..... Hoşçakal
10/3/2007 · Kategori: top10
Sözlerin artık ikna etmediği bu yaşımda, ağlamak da artık zor geliyor, zoruma gidiyor.
Benden sana, söylemesi zor, yazması kolay bir kelime; Hoşçakal.
Aldatıldığımı bildiğim bu geceden sana son bir yazı, son bir hatıra.
Seni her çağırdığımda, artık yüreğime yumruk atamayacaksın. Ben de bir başkasının yasak bahçesine uğramayacağım. Artık ne gelmeni isteyeceğim, ne de kalmanı....
Bu akşam masamdaki tek bir mumu kendim için yaktım. Senin oturduğun iskemle boş, ev boş... İhanetin resmi boşlukta çizili...
Şimdi sen bir başka masada başka gözlerlesin. Yüreğindeki pembe yalanlar büyüdükçe büyüyor. Karaya çalan pembeler...
Kim, kimi kandırıyor bu alemde? Kumdan kalelerimiz her dalgada yıkılıyor.
Kimseyi yolundan döndürecek gücüm yok artık. Dayanıksızım, dayanaksızım...
Olduğun yerde kal...
Hoşçakal...
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
HANİ ASKER ÖLMEZ DİYORLARDI......
9/3/2007 · Kategori: top10
Hani asker ağlamaz diyorlardı,
İşte ağlıyor,
Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor,
Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor.
Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı,
Baksana bir mektup bile gelmiyor,
Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor,
Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor.
Hani asker özlemez diyorlardı,
Baksana gözlerim seni arıyor,
Hani asker sevmez diyorlardı,
Yüreğim kan ağlıyor
ALINTI HAYDAR TURAN
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
« Önceki ::
Son Yazılarım
- Uzun Bir Aşk
- bu yangın yerinde.....
- birgün seni sevdiğimi anlarsın
- İSTİYORUM ONU
- öfkem kendime baskasına değil
- ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
- ACEMİ ŞAİR
- SÜVARİ
- oldugun yerde kal ..... Hoşçakal
- HANİ ASKER ÖLMEZ DİYORLARDI......